“ZAMAN, İNSAN VE PARA YÖNETİMİNDE ADALETTEN ŞAŞMAYACAK, VİZYON SAHİBİ ADAYLARLA YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

0
1498

“YEREL HİZMET DENİLİNCE AK PARTİ AKLA GELİR”

Öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun. Uzun bir süre belediye başkanlığı deneyiminden sonra şimdi, Bilecik milletvekili olarak AK Parti’de de yerel yönetimlerden sorumlu başkan yardımcısı olarak, görevinizi sürdürüyorsunuz. Yerel seçimlere yaklaşıyoruz. Ne gibi çalışmalar içindesiniz? Nasıl hazırlıklar var? AK Parti seçimlere nasıl hazırlanıyor? Görüşlerinizi alabilir miyiz?

AK Parti açısından yerel yönetimler, belediyecilik çok önemli. AK Parti, yerel yönetimlerde başkanlık yapan ve bu alandan gelen bir liderin riyasetinde kurulmuş bir parti. Dolayısıyla önce belediyecilikle kendini kabul ettirdi ve genel idareyi de belediyecilikteki rüştünü ispat ederek kazandı. Onun için 2019’da yaklaşmakta olan yerel yönetimler seçimleri hem ülkemiz adına hem de tabi ki iktidar partisi olarak AK Parti adına çok önemli. AK Parti’nin 15 yıllık yerel yönetim becerisi, deneyimi ile de çıta oldukça yükseldi. Bu çıtanın yeni dönem içerisinde daha da yükselmesi, hizmet anlayışının Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ‘gönül belediyeciliği’ anlayışının çok daha üst noktalara çıkması ve bunu üst noktalara çıkaracak belediye başkanı adayı arkadaşlarımızın tespit edilmesi çok önemli. Biz vatandaşımızla, hemşehrilerimizle hemhal olduk, iç içe olduk onlardan biri olmaktan her zaman mutluluk duyduk, gurur duyduk. Hemşehrilerimizin arasından çıkan biri olarak yine bu süreç içerisinde de ben eminim ki tüm beldelerde, ilçelerde ve şehirlerimizin her noktasında hemşehrilerimizin dertleriyle dertlenecek, sevinçleriyle mutlu olacak ve onları geleceğe emin adımlarla taşıyacak, 2023 Türkiye’sinin vizyonunu oluşturacak nitelikli, yetenekli; insan, para, zaman ve şehir yönetimini iyi bilecek, dürüst, kaliteli belediye başkanı adayı arkadaşlarımızı çıkaracağımıza. Bu konuda o kriterler içerisinde vatan, bayrak, kutsal değerler öncelikleri noktasında hareket edecek adayları tespit edeceğimize canı gönülden inanıyorum. Bu doğrultuda belediyeciliği bilen ve belediyecilikten gelen bir parti olmamız, bunun yanında da yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı yapan Başkanımız Mehmet Özhaseki Bey olmak üzere bu işin mutfağından gelen insanlarız. Başkan yardımcılarımızdan birçoğu uzun yıllar, bizler gibi 2-3 dönem belediye başkanlığı yapmış yerel yöneticiliğin ne olduğuna, halkımızın beklentilerinin ne yönde olduğuna, alandaki algının ne olması gerektiğine ilişkin hepimiz deneyim sahibiyiz. Bu birikimlerimizi partimizin prensipleri doğrultusunda ortaya koyarak doğru tercihlerin yapılmasına yardımcı olacağımıza ve doğru tercihlerin yapılacağına canı gönülden inanıyorum.

“Ülkemiz ve Şehirlerimiz İçin En İyisini Yapma Gayreti İçerisinde Olacağız”

Resmen seçim takvimi süreci başlamasa da AK Parti’de bu çalışmalara hızlı bir şekilde başlama eğilimindeyiz. Partimiz, bunu önemsiyor ki kongrelerden sonra, MYK oluşturulduktan sonra ilk oluşturulan ekiplerden birisi de Yerel Yönetimler Başkanlığımızın ekibi oldu. Yerel yönetimlere öncelik verildi. Biz de bu günden itibaren kurucu genel başkanımız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri ve O’nun himayeleri altında, O’nun talimatları doğrultusunda devlet ve şehircilik deneyimi çok üst noktada olan tecrübeli ve insani ilişkilerindeki başarısını tarihsel anlamda da ispat etmiş, Kayseri gibi bir şehrin 4 dönem büyükşehir belediye başkanlığını yapmış bir başkanın, nezaretinde aynı zamanda ülke anlamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi şehirlerin genel yönetim deneyimini yaşamış, yaşatmış bir başkanın nezaretinde ülkemiz ve şehirlerimiz için en iyisini yapma gayreti içerisinde olacağız.

“VATANDAŞLARIMIZIN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA, ONLARLA BİRLİKTE ŞEHİRLERİ YÖNETECEK ADAYLAR ÇIKARACAĞIZ”

AK Parti’nin yerel seçimlerde aday profili nasıl olacak? Aday belirleme sürecinde nasıl kriterler göz önünde bulundurulacak?

Müstakilen bizler yerel yönetimler başkan yardımcıları olarak aday belirleme sürecinde seçim bölgelerindeki tüm bilgileri, belgeleri, alanda oluşan kanaati silsile yoluyla üst mercilere, genel başkanımıza ve kendi heyetimize devamında da seçici kurula aktarmakla mükellefiz. Biz alanda toplumun beklentilerini, gönüllerinden geçen etrafta dolaşan isimler hangileriyse, halkın sesini, karar verme noktalarına, birimlerine taşımakla görevliyiz. Sivil toplum örgütlerimizin, çarşıda, sokakta, mahalle arasında gezen vatandaşımızın görüşleri bizim için çok önemli. Biz gittiğimiz bölgelerde sadece parti teşkilatlarımızla resmi görüşmeler yapmıyoruz; yapmayacağız. Oturduğumuz bir restorantta, bir basın mensubuyla konuşurken, bir otobüse bindiğimizde oradaki vatandaşımızla sohbet ederken, bir taksiye bindiğimizde taksiciyle toplumun tüm kesimlerini dikkate alarak şehirle ilgili düşüncelerini, beklentilerini gönüllerinden geçen yönetici profilini çok belirgin noktalardan çekerek öğrenme ve bu noktalarda bir kanaat edinme çabası ve gayreti içerisinde olacağız. Ama tabi ki şehrin kanaat önderleri, partimizin yetkili organları, milletvekillerimizin oradaki görüşleri ve çeşitli anketler de belirleyici olacak. Zaten bu zamana kadar bu döneme ilişkin belirgin anketler yapıldı. Devamında da yapılacak. Bunlar ucu açık anketler “kimi görmek istersiniz? gibi…

“‘Bana Ne, Ben Kendi İşime Bakarım’ Deme Lüksümüz Yok”

Ama yarın aday adayları ortaya çıktıktan sonra belki aday adaylarının dışında hiç ortada gözükmeyen ama parti ve şehir adına çok faydalı olacağına inanılacak, halk arasında öne çıkmış, ama kendisini aday olarak lanse etmeyen insanları bularak olabilir. Şehre daha büyük katkı sağlayabilir, değer üretebilir noktasında eğer halkın bir kabulü varsa değerlendirilebilir. Mesela, öyle bir iş adamı olur ki işi gücü yerindedir ama siyasetle uğraşmak istemez. Ama onun varlığı belki şehrin gelişimine katkı sağlayacak ve bizim için olabilecek bir konumdaysa onu dahi değerlendirmemiz gerekir. Çünkü artık millet olarak, devlet olarak gerçekten mücadelenin bu kadar acımasız ve üst safhada olduğu etrafımızın bu kadar çevrelendiği bir noktada kimsenin “Bana ne. Ben kendi işime bakarım. Köşemde otururum.” deme şansı ve lüksü yoktur. Herkesin taşın altına elini koyması gerektiği inancındayım. Bu vatan bizim, başka Türkiye yok. Şehirler bizim dünümüz, bu günümüz ve geleceğimiz. Şehirlerimizi imar ve ihya etme noktasında çaba harcamalıyız. Onun için o şehirde yaşayan herkesin üzerine sorumluluk düştüğüne inanıyoruz. AK Parti olarak bu noktada kimden ne şekilde faydalanabileceksek, ülkemize ve şehirlerimize katkı alabileceksek hiç gocunmadan onun ayağına kadar gidip, onu göreve çağırma ya da o anlamda ondan bilgi birikimini alma çabası gayreti içinde olacağız. Amacımız tek; lider ülke Türkiye oluşturmak. Üzerimizde oynanan bu oyunların çemberini birlik beraberlik, kardeşlik içinde yarmak, kırmak ve geleceğe emin adımlarla yürümek. Bunun çabası ve gayreti içerisindeyiz. Bunu da başaracak güçteyiz. 2019 yerel yönetim seçimlerinin ülkemizdeki bu heyecanı yansıtma noktasında da çok önemli bir süreç olduğunu düşünüyorum. AK Parti bundan önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de halkımızla,  hemşehrilerimizle aynı frekansı yakalayıp onların temsilcilerini onlara aday olarak çıkararak, bence hemşehrilerimizin istekleri doğrultusunda, onlarla birlikte şehirleri yönetmeyi başaracağımızı ve onları tatmin edecek adayları kendi huzurlarına çıkaracağımıza inanıyorum.

“BU DAVA BİR BAYRAK YARIŞI”

Parti içerisinde son zamanlarda ciddi bir değişim söz konusu. Bu değişim süreci yerel seçimlere nasıl yansıyacak. Siz de eski bir belediye başkanısınız. Mevcut belediye başkanlarının devam edip etmeyeceği ile nasıl bir değerlendirme süreci yaşanacak? Hangi kriterler göz önünde bulundurulacak?

Mevcut başkanlarımızın tabi ki karneleri elinde. Yaptıkları, yapamadıkları, halkımızın onlar üzerindeki düşünceleri… Bunlar öncelikli olacak ama mevcut başkanımız vardır; gerçekten bu anlamda başarılıdır. Bunlar artı değerdir. Çünkü belediyeciliğin bir okulu yok. Yaşanmışlık, tecrübe çok önemli. 15 yıl belediye başkanlığı yapan bir insan olarak onların o emeğini, o tecrübesini inkâr etmek mümkün değil. Toplumsal bir yeri, konumu olan insanlardır belediye başkanları. Belediye başkanlığı insanların menfaatlerini dengeleyen bir kurum olduğu için herkesi de memnun edemezsiniz. Mevcut başkanların seveni kadar sevmeyeninin olduğunu da biliriz. Yerel yönetimler başkanı ve başkan yardımcıları olarak belediye başkanlığından geldiğimiz için onların konumunu ve durumunu çok iyi biliyoruz. Ama şunu da çok iyi biliyoruz: “Bu dava bir bayrak yarışı şeklinde devam ediyor.” Mevcut başkanlarımızla devam edilecekse, partimizin yetkili organları mutlaka onların hakkını, hukukunu teslim eder. Ama bu bayrak yarışında bizi daha hızlı, daha iyi ve daha emin bir şekilde geleceğe götürecek performansı yüksek yeni kardeşlerimiz, yeni adaylar da ortaya çıkarsa, parti yetkili organlarımız sırf burada bir başkanımız var diye onunla sınırlı kalmaz. Performansı düşükse mutlaka yeni arayışlar ve değişimler oluşur. Mevcut başkanlarımız bizim için çok kıymetli, çok değerli. Onlarla bugünlere geldik. Temennimiz; başarıları daim olsun; Onlarla devam edelim.

“Değişime Sadece Sayısal Olarak Bakmamak Lazım”

Peki, değişim hangi ölçüde olur? Bizim duyumlarımız %50-60 civarında değişim olacağı yönünde. Bu konuda neler söylersiniz?

Bu işe sayısal anlamda bakmamak lazım. AK Parti; gençliğini, dinamizmini değişime ayak uydurarak, yenilenerek sağlamıştır. Değişim, eskiden kopmak değildir. Değişim, geleceği yakalamak ama geçmişle gelecek arasında da her zaman iyi bir bağ kurmaktır. Dolayısıyla bu süreç içerisinde de mutlaka belediye başkanlığı yapan, bu deneyimi kazanmış başarılı olan belediye başkanlarımız öncelikli olarak tercih edilecektir. Değiştirmek için değişim olsun diye başka bir arayış içerisinde olmayız. Belediye başkanlığı zor bir iş olduğu için toplum nezninde yıpranma ihtimali yüksek olduğu için bu anlamda bunu ön gördüğümüz ya da buna ilişkin emarelerin, sonuçların olduğu yerlerde değişimler olacaktır. Yani şöyle bir baktığımızda milletvekillerinde ciddi anlamda değişim oldu. Merkez Karar Yürütme Kurulu’nda ciddi manada değişim oldu. MYK’da ciddi manada değişim oldu. Kadın gençlik kollarımızda değişimler oluyor. Parti teşkilatlarımızda işte kaç tane il başkanlarımız değişti, değişim oldu. Hani derler ya “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” diye. Değişimin olması çok doğaldır. Belediye başkanlığı gibi halka çok yakın olan, temasın çok sık olduğu bir yerde, mevcut başkanlarımızın da zaman içerisinde yıpranması, doğaldır. Çünkü toplum menfaatlerinde herkesle o dengeyi kurmak çok zor olabilir. Beklentiler bazen tam karşılanmayabilir. Toplumun beklentileriyle başkanlarımızın planları, projeleri, bakış açıları farklı olabilir. Daha önceki oranlara yakın, ortalama bir değişim olacaktır. Bunu rakamsal olarak söylemek çok iddialı bir şey. Amaca da hizmet etmez. Ama mutlaka değişim olacaktır. Mesela; partimizin, MYK’mızın aldığı karar var. Ne olacak. 3 dönemi biten başkanlarımız var. Bunlara ilişkin verilecek kararlar ve diğer faktörler çok önemli.

Yani ben buna ilişkin karar verme mekanizmasında değilim. Ama genel bir çizgi var. Bu oranda bir ortalama 4-5 yıl içerisinde oluşuyor. Mutlaka değişimin gerekli olduğu yerler var. Mesela dönem içerisinde değişen ve meclisten yeniden seçilen yerlerimiz var. Bunlar da performanslarıyla ve diğer faktörler göz önünde bulundurularak değerlendirilecek, önemli bir süreç.

“Zaman, İnsan, Para Yönetimi Noktasında Adaletten Şaşmayacak, Vizyon Sahibi Adayları Bulmamız Lazım “

Ekseriyetle AK Parti genel seçim sonuçlarına göre illerde belediye başkanlığını kazanabilecek seçim sonuçları elimizde. Bu genel seçim sonuçlarının altına düşmeyecek adayları bulup ortaya çıkarmak lazım. Yani partimizin yürüyüşünü yavaşlatmayacak hatta hızına hız katacak; partiyi aşağıya çekmeyecek, partiyi yukarı çıkarabilecek. Çıkaramayacaksa da partinin yürüyüşüne ayak uydurabilecek nitelikteki adaylar bulmamız lazım. Belediye başkanlığının kimliği, kişiliği önemlidir. İnsanımız buna özellikle dikkat ediyor. Belediye başkanı gerçekten emin bir insan mı? Bu noktada şehrine sahip çıkabilecek mi? Şehrin değerlerine sahip mi? Bunlara vatandaşımız çok önem veriyor. Artık şehircilik bilimsel bir olay. Sadece gönül işi de değil. Şehircilikte yapmış olduğunuz bir hatayı telafi etme imkânınız çok zor. Bazen bugün yapmış olduğunuz bir hatanın vebalini 20 yıl, 30 yıl sonraki nesiller ödüyor. Bunun için bu bilgi birikimine, deneyime ve tecrübeye sahip insanların da burada olması lazım. En azından bu birikimdeki insanları koordine edebilecek, onları yönetebilecek, zaman, insan, para yönetimi noktasında adaletten şaşmayacak, vizyon sahibi adayları bulmamız lazım.

“LİDER ÜLKE TÜRKİYE’NİN DOĞUM SANCILARINI YAŞIYORUZ”

Ülkemizin son zamanlarda uğradığı ekonomik baskının getirdiği bir ekonomik kriz söz konusu. Bu noktada sizin yaşanan sürece ilişkin değerlendirmeniz nedir?

Büyük doğumlar sancısız olmaz. Biz de lider ülke Türkiye’nin doğum sancılarını yaşıyoruz. Biz onlardan biri olduğumuz zaman yoktu ama biz, “Biz” olmaya, kendi değerlerimize sahip çıkıp kendi ilke ve ideallerimizi gerçekleştirme noktasında ayağa kalkmaya uğraştıkça birileri eteğimizden çekip bizi yeniden oturtmaya ve düşürmeye çalışıyor. Çünkü biz medeniyet mefkûresi olan bir milletiz ve tarihsel sürecimiz de ayağa kalktığımızda dünya yüzeyinde neler yaptığımızı anlatıyor. Biz sadece 81 milyondan ibaret değiliz. Biz gönül coğrafyası içerisinde ben Türk’üm, Müslümanın diyen tüm gönül coğrafyamızı temsil etme kuvvet ve kudretine sahip bir milletiz. Türk İslam medeniyetlerinin bayraktarlığını yüzyıllardır yapmışız. Bu bayraktarlık da hala bizim üzerimizde. Onun için biz, biz olmaya kalktığımızda birileri bundan rahatsız oluyor. Olacaklarsa olsunlar. Tarihsel sürece de baktığımızda hiçbir şey bir topluma, altın tepsi içinde sunulmamış. Eğer burada bir lider ülke olacaksak masada ‘bizim de söz hakkımız var’ diyeceksek ki biz geçmişte bunu yapmışız. Bizi yüzyıllar boyunca bu masanın dışına atamayı becermişler. Biz yeniden atalarımızdan almış olduğumuz emanete sahip çıkma eğilimindeyiz. Birileri de “Siz buraya oturamazsınız. Sizin şuyunuz eksik, bununuz eksik” diyerek bizim önümüze set çekmeye çalışıyor ama Allah’ın izniyle bunları, bize hamasi olarak söylemiyorum; dışarıdan ne yapıldığı önemli değil. Biz kendi içimizde bir ve beraber oldukça ve gerçekten birbirimize inandığımız, güvendiğimiz sürece, millet olarak bu bağımız devam ettiği sürece, dışarıdan gelecek şeyler bizi sadece birbirimize daha çok kenetleyecek.  Önemli olan bizim içimizdeki birlik ve beraberlik. Onların tüm çabası birlik ve beraberliğimizi bozmak ve içerde panik havası oluşmasını sağlamak. Bizler nasıl 15 Temmuz hain darbe girişiminde bir olduysak. Nasıl, bu son dolar operasyonunda insanımız ters tepki gösterip, yani başka bir ülkede olsa bu operasyon insanlar bankaların kapılarını kırarlar. Bankamatikleri kırarlar. Birbirleriyle kavga ederler. Ama Türkiye’de ne oldu. İnsanlar cebindeki parayı götürdü bozdurdu, Devletimize, milletimize katkı olsun diye. Biz böyle olduğumuz sürece, belki sıkıntılar yaşayacağız ama sonunda başaran ve kazanan bizler oluruz.

Bu İşin Panzehiri “Güven”

Şuan bir ekonomik sıkıntı içindeyiz. Dünya piyasalarının durumu belli. Yalnız, buna sadece şu anlamda bakmamak lazım; bu sadece Türkiye’de olan bir olay değil. Bu dünyanın genelinde olan bir olay ve aslında dünya yeni bir ekonomik değişim içerisinde. Dünyanın artık belirli noktaları değişiyor. Dünyada yeniden, yeni bir düzen kuruluyor. Yüzyıl önce kurulan bir dünya düzeni vardı. Yeni dünyada geçerli olacak ekonomik kurallar ortaya çıkıyor. Çünkü bu kurallara daha önce sözde koyanlar, şu anda kendi koydukları kurallara uymadıkları için yeni kurallar ortaya çıkıyor ve bu gelgitler arasında umulmadık davranışlar oluyor. Biz de özellikle enerji anlamında çok dışarıya bağımlı olduğumuz için bu gelgitler arasında en fazla etkilenen ülkelerden birisiyiz. Ben eminin ki en fazla 3 ay içerisinde ekonomimiz bu anlamda rutin noktalara gelecek ve kendi dinamizmimiz içerisinde belirgin bir iniş-çıkışı yaşayacak. Ama bu son bir ay içerisindeki hareketler ekonomimizin normal refleksi değil. Dışarıdan hormonlanmış refleksler ve suni olarak çıkarılan refleksler. Bizim şuan yaşadığımız ülkede onların gösterdiği şekilde bir ekonomik kayıp ekonomik sıkıntı içerisinde değiliz. Dışarıdan piyasa dengelerimizi bozarak, toplumda korku ve panik uyandırmayı istiyorlar. Bizim vatandaşlarımızdan istediğimiz “devletimize güvenelim. Bir ve beraber olalım. Birbirimize inanalım. Panikle hareket etmeyelim. Elimizdeki imkanları dinamik olarak harekete geçirelim. Bugün bu devletimiz için milletimiz için o değerleri ortaya koymayacaksak ne zaman toplumumuzun faydasına sunacağız? Devlet yetkililerimize, Cumhurbaşkanımıza bu konuda destek olalım, inanalım, güvenelim ve hep birlikte bu sıkıntıyı aşalım. Yoksa yüzme bilmeyen bir adamın çırpınması gibi paniğe kapılırsak kendimizi de kurtaramayız. Kurtarma noktasında olan kimseyi de aşağıya çekeriz. Onun için olaylar karşısında daha sükûnetli olalım. Bence bu işin panzehri birbirimize olan güvenimiz, devletimize olan güvenimiz. Bunu sağlarsak, ekonomik değerler anlamında 3-4 ay içerisinde bunu dengeye getireceğimize ben canı gönülden inanıyorum.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.